Site Haritası | Türkçe | English
Satır Arası Buluşmaları devam ediyor
"Mevlana ve Mesnevi" A.Ali Ural
'Satır Arası Buluşmaları'nın ikincisi yapıldı
Satır Arası Buluşmaları devam ediyor
Satır Arası Buluşmaları - İstanbul seminerleri-2
Satır Arası Buluşmaları - İstanbul seminerleri-3
Satır Arası Buluşmaları - Yaz Programı
Satır Arası Buluşmaları devam ediyor
Satır Arası Buluşmaları devam ediyor
Satır Arası Buluşmaları devam ediyor
Satır Arası Buluşmaları devam ediyor...
İSTEV SATIR ARASI BULUŞMALARI YAZ PROGRAMI
Liderlerden Başarısızlık Hikayeleri
İZ BIRAKAN MÜSLÜMAN KADINLAR SEMİNERLERİ
Yetişkinlere Hikaye Gecesi
Liderlerden Başarısızlık Hikayeleri
Anasayfa » Etkinlikler » Seminerler
"Mevlana ve Mesnevi" A.Ali Ural
İlim Sanat Tarih ve Edebiyat Vakfı “istev”  2012 yılı teması olan “Mevlevilik ve Bahariye Mevlevihanesi” üzerine hazırladığı bir dizi seminer, konferans ve görsel yayını sizlerle buluşturmaya devam ediyor.

Haziran ayında 'Mevlana ve Mesnevi” üzerine Şair A. Ali Ural konuğumuz oldu. Mesnevinin daha iyi anlaşılması için Mevlana’nın hayatının ve düşünce felsefesinin bilinmesi gerektiğini vurgulayarak konuşmasında özetle şu başlıklara yer verdi.

“Mevlana 1207 yılında Belh’de doğmuştur. Altı yaşında babası ile çıkmak zorunda kaldığı yetmiş kişilik bir kervanla Nişabur, Bağdat, Mekke, Medine, Kudüs, Şam, Halep, Malatya, Erzincan, Karaman gibi şehirlerden oluşan ve  sekiz yıl süren yolculuk esnasında birçok kişi ile tanışmıştır. Nişabur’da Mantık-ut Tayr “Kuşların Dili” eserinin yazarı ve mutasavvıf  olan Feridüddin-i Attar ile karşılaşmıştır. Attar Mevlana’ya  “Esrarname” isimli kitabını hediye etmiş ve “Umarım ilerde bu çocuk aşk ehlinin gönlünü ilahi aşkla kavuracaktır” sözlerini      Mevlana için kullanmıştır. Mevlananın hayatında babası Bahaddin Veled, hocası  Burhanettin Tirmizi , Şems, Kuyumcu Selahattin Zerkup, Hüsamettin Çelebi gibi şahsiyetlerin  çok önemli yeri ve etkisi olmuştur.  Hocası Burhanettin Tırmiziden aldığı nefis ve ruhun terbiyesi olan üç erbain çilesinin sonunda  “Hamdım, piştim, yandım” sözünü söylemiştir  Şems ile sadece Allah’ın rızası üzerine oluşturdukları muazzam dostluğu halkın yanlış yorumlaması ve Şems’in aniden ortadan kaybolması ile kendini şiir yazmaya vermiştir. Mevlana’nın ilk eseri Divan-ı Kebir ve o dönemde yazdığı bütün şiirlerinin altına Şems adı ile imza atmıştır. Kitabına ise Hakikatler Güneşinin Divanı anlamına gelen” Divan-ı Şemsül Hakayık “ adını koymuştur
Mevlana’nın kuyumcu Selahattin Zerkup çalışırken çıkardığı ritmik seslerden cezbeye gelerek ilk dönüşü ile birlikte başlayan ve on yıl süren dostluğunun yerini Zerkup’un ölümü üzerine, her söylediğini yazan, can dostu Hüsamettin Çelebi almıştır. Her ikisini de Şems’in yerine koymaya çalışmış ve ilahi aşkı beyitler ile dile getirirken, Hüsamettin Çelebi'yi Mesnevi'yi yazmak ile görevlendirmiştir.   İşte bu beyitlerden bazıları…

“Ateş kıvılcımlarıyla kızıl çehreli görünse de, Onun yaptığı işin sonundaki karalığa bak.”
“Gönül ne tarafı işaret ederse beş duyu eteklerini toplar ve o tarafa gider.”
“Kandil yanmadıkça ışık vermez. Işık saçmak için yanmak gerekir.”
 Şemse hitaben ise;
“Kullarına zorluk çıkarma Ey menba-ı aşk, engelleri aş da gel.”

Katılımcılara çorba ikramı ile sonlandırılan program beğeni ile karşılandı ve devamı istendi. Sayın Ali Ural bey’den ilerleyen  zamanlarda seminerin devaminin sözünü aldığımızı siz değerli katılımcılarımıza duyurur, bir sonraki buluşmamızda sizlerle tekrar görüşmeyi arzu ederiz.

Site Haritası  |   Gizlilik Politikası  |   İletişim  |  
Tüm hakları saklıdır. © 2012 İlim Sanat Tarih Edebiyat Vakfı