Site Haritası | Türkçe | English
İSTANBUL'LA BULUŞMALAR - Müzelerle Tanışma Gezileri
İSTANBUL'LA BULUŞMALAR - Müzelerle Tanışma Gezileri
İSTANBUL'LA BULUŞMALAR - Müzelerle Tanışma Gezileri
İSTANBUL'LA BULUŞMALAR - Müzelerle Tanışma Gezileri
İSTANBUL'LA BULUŞMALAR - Müzelerle Tanışma Gezileri
İstev'in Sanat Gezilerinin 4.'sü 'II. Uluslararası İstanbul Trienali
İstev Sanat Dostları Monet Sergisini Ziyaret Etti
Burhan Doğançay Retrospektifi'nin ardından...
İstev 'Sinopale, Uluslarası Sinop Bienali'ne gidiyor.
Satır Arası Gezileri
Anasayfa » Etkinlikler » Sanat Gezileri
İstev'in Sanat Gezilerinin 4.'sü 'II. Uluslararası İstanbul Trienali

Bağımsız Sanat Derneği tarafından ilki İstanbul’un ‘Avrupa Kültür Başkenti’ olduğu 2010 yılında düzenlenmiş ve “Şehrin Gizli Dili” başlığı altında iletişimsizlik, yalnızlaşma, yabancılaşma ve kimliksizleşme kavramları irdelenmişti. Bu yıl Sergi Mekânı olarak Taksim Cumhuriyet Sanat Galerisi’nin kullanıldığı II. Uluslararası İstanbul Trienali’nin başlığı “7 Vadi, 60 Kanat Gölgesi”. İnsanın; kendine, evrene ve öteye yaptığı yolculuklar temasını, ‘arayış ve keşif’ aralığında tartışıyor olmanın hedeflendiği “7 Vadi, 60 Kanat Gölgesi”nde, resim, heykel, enstelasyon, video art, performans ve fotoğraf disiplinlerinde eserler yer aldı. Etkinlik adını, Attar’ın ünlü “Kuş Dili” anlatısında geçen, gerçeğin peşine düşen, yedi çetin sınanma vadisinden sonra otuz kuş olarak menzile varan ve gerçeğin, kendilerinden, kendi gerçekliklerinden ibaret olduğunu anlayan otuz kuşun, Simurg’un hikâyesinden alıyor. 60 kanat gölgesi altında 7 vadiyi aşma yolculuğuna Simurg’un kılavuzluğunda çıkmaya talip olanlar için yolculuk zamanıdır şimdi...

 Sanatçılar; Ahmet Özel, Ali Boozari, Ania Daria Merska, Ayşe Taşkent, Bernd Metz, Cenk Ertürk, Emeka Ogboh, Emel Erkan, Emel Nekay, Fatma Yıldız, Gamid Ibadullayev, Gülsevim Can, Hava Küçüköner, Hülya Yazıcı, Hüseyin Aktaş, Inbar Ben Ishay, İlhami Atalay, İpek Şenel, Jing Zhou, Lana Al Shami, Mary K. Foltz, Melike Demirkaynak, Mohamed Alaa, Mustafa Küçüköner, Nihal Odalı, Özgür Vural, Özlem Güzelyurt, Pınar Atlı, Said Adrus, Salome MC, Serap Ekizler, Sinan Sertel, Ufuk Duygun, Zeynep Kara

 Sanatçı Hülya Yazıcı'nın küratörlüğünde gerçekleşen Trienal'i serginin kapanmasından 2 gün önce kendisi eşliğinde gezme imkanı bulduk. Taksim bölgesinde yaşanan kaos nedeniyle zarar gören ve ziyaretçiye kapalı durumdaki eserler yeniden düzenlenmeye çalışılmış, bozuk videolar çalıştırılmaya uğraşılıyordu. Emek halen emek... devam ediyordu.


Beş duyuyu harekete geçiren sergide 'Sır' perdeleri ile karşılaştığınızda  bambaşka bir alemin kapısının eşiğinde yaşadığınızı fark ediyorsunuz.

 Bütün sanatçılar bunu arıyor, merdivenden çıkıp miraca ulaşmaya çalışan da, kayıp fotoğrafların anılarını saklayan da, zikir çiçeklerini resmeden de sır perdelerini aralamak istiyor. Ve bizler sanatçının iç çalkantılarına, arayışlarına tanık oluyoruz. İşte bu tanıklıkla 'Zan'larımızı gösteren aynanın önünden geçerken değişime uğramak gerektiğine inanıyoruz.

'Gelişim değişime inanmakla başlar' diyen İstev'liler olarak inançlarımızı, önyargılarımızı sorguluyoruz. 'Kendim ve Ben' diyen Alman sanatçının siyah ve beyaz karelerinden sıyrılıp, ipekböceğinin kozasına kendimizi hapsediyoruz. Kendi duvarlarımızı yıkmak için önce tuğlaları seçiyor, sonra örüyor ve tekrar yıkıyoruz. Yıkmak için güç gerek. Gezegenin sonsuz senfonisinde durduğumuz yeri arıyoruz. Bir çift gözle görebildiklerimize eşlik eden çocukluk anıları arasında kayboluyoruz. Bir kahve fincanının telvesinden kainatın gizli kapılarını arama umuduyla dolup, içimizdeki kozaları saklayan hayaletle karşılaşıyoruz. Ve 'zikir' her yerde her şeyde önümüzde duruyor. Perdelerin rengi ne olursa olsun, korkularımızı yenmek için çaba sarfetmeliyiz! Ama neden? Kader, odamızı süsleyen bir  fotoğraftan ibaret değil mi? Her gün ona bakıp gerçekleşeceği güne katkıda bulunmuyor muyuz? İçsel katmanlarımız perdelerle birlikte aralanıyor mu? Benim Babil'imde kule kaç katlı, yoksa dipsiz bir kuyu mu? Yaşamımla ölümüm arasında bir nefeslik fark mı bütün bu uğraşın amacı!

Temiz bir aynaya, saf bir bakışa ulaşmak için kaç tane ayna gerek?

 İnsanın miracı her an her daim yaşanabilir mi acaba? Her gezi, her sergi, her durum insanın gelişimine-değişimine katkıda bulunuyorsa anlamlı değil midir? 

Sergi, her bireyin kendi iç yolculuğunun hikayesi aynı zamanda. Dünya bize Yaratıcının ördüğü ilk perde ile görünüyor. Şanslı olanlar, şansını zorlayanlar arkadaki perdeleri aralayabiliyorlar. Son perde her birey için ayrı bir 'sır'!

İstev, sizlerle bir başka sanat gezisinde buluşmayı diler.

Şimdi sizlerleTrienalin çağrısına kulak verelim.

'Modern zamanlarda hayat, özellikle metropoldeki hemşehrilerimiz için, çoğu kez bir yolda olma hâli, telâşlı ve bitimsiz bir koşturmaca. Zorunluluklar ve kalabalıklar cenderesinde kısılmış bu insanlar için ‘kent sakinleri’ tanımı, sükun bulamadıklarından sanki alaycı bir ifade.

Büyükşehirler, büyük fırsatlardan çok, büyük düş kırıklıkları sunuyor. Kurulu dizge, herhangi bir koşuldan ya da kısıttan bağımsız olarak, ‘daha fazlası’ için didinmeyi öneriyor. Nicelik peşinde yarışan bireylerin çarpışmasından yükselen tozlar, ufalanan insanlıkları örtüyor, bu toz bulutu ardında bulanıklaşıp görünmez oluyor evrensel iyilik ilkeleri.

Bir şeyleri yetiştirmek gayretiyle erteliyoruz bütün bir hayatı. Aşılacak bir tatmin eşiği yok oysa, ardında süt liman bir denize bitişmiş dingin bir limana varacağımız yok.

Site Haritası  |   Gizlilik Politikası  |   İletişim  |  
Tüm hakları saklıdır. © 2012 İlim Sanat Tarih Edebiyat Vakfı